Olay, sıradan bir temizlik gününde, yıllardır evimize gelen yaşlı ve sessiz kadın Meryem Hanım'ın merdivenlerden düşmesiyle başladı. Yere saçılan cüzdanından benim çocukluk fotoğraflarım çıkınca, hayatım boyunca inandığım tüm gerçekler bir anda yerle bir oldu. İşte o gün, sıradan bir kaza gibi görünen bu an, geçmişimin en karanlık sırrını aydınlatan ve hayatımı sonsuza dek değiştiren bir kıvılcıma dönüştü.
Ahşap merdivenlerden gelen o tok ve korkunç çarpma sesini duyduğumda, çalışma odamda kahvemi yudumluyordum. Kalbim bir anlığına durdu sanki. Kahve fincanı elimden kayıp halıya dökülürken, "Meryem Teyze!" diye bağırarak fırladım yerimden. Yıllardır evimize haftada iki gün yardıma gelen, beli bükülmüş, yüzü yılların yorgunluğuyla derin çizgilerle dolmuş o sessiz kadın, merdivenlerin dibinde hareketsiz yatıyordu. Yanına nasıl diz çöktüğümü, titreyen ellerimle boynundaki nabzını nasıl kontrol ettiğimi hatırlamıyorum bile. Zayıf ama düzenli bir atış hissettiğimde derin bir nefes aldım ve hemen titreyen parmaklarımla ambulansı aradım.
Telefonu kapatıp çaresizce başucunda beklerken, gözüm Meryem Teyze’nin hemen yanı başında duran, düşmenin şiddetiyle yırtılmış bez çantasına takıldı. Yıpranmış, siyah deri cüzdanı açılmış, içindeki her şey parkenin üzerine dağılmıştı. Etraftaki bozuk paraları ve kimliği toparlamak için uzandığımda, elime gelen ilk fotoğraf karesiyle dünyam başıma yıkıldı. Bu bendim. Yedi yaşındaki halim, üzerimde kırmızı puantiyeli elbisemle, okul bahçesinde gülümsüyordum. Nefesim kesildi. Aceleyle diğer fotoğrafları çevirdim. Bebekliğim, ilk adım attığım an, ilkokul mezuniyetim, lisedeki voleybol maçım... Hepsi, istisnasız hepsi bana aitti. Üstelik bazıları benim evdeki albümlerimde bile olmayan, sokakta, parkta uzaktan gizlice çekilmiş gibi duran açılara sahipti. Hatta parkta düşüp dizimi kanattığım o gün, arka planda flulaşmış, ağlayan bir yüz silüeti bile vardı. Beynimin içi uğulduyordu. "Bu kadın kim?" diye fısıldadım kendi kendime. "Neden bütün hayatım onun cüzdanında?"
Ambulans sirenleri sokağı inletirken ben hala o parkenin üzerinde, elimde fotoğraflarla donakalmıştım. Sağlık ekipleri hızla içeri girip Meryem Teyze'yi sedyeye alırken, fotoğrafları aceleyle cebime sokuşturdum ve onlarla birlikte hastaneye gittim. Acil servisin soğuk ve soluk koridorunda beklerken, zihnim paramparça olmuş bir yapboz gibiydi. Annem ve babam şehir dışındaydı, onlara henüz haber vermemiştim. Vermek de istemiyordum. İçimde, bu sırrın onlarla da bağlantılı olduğuna dair korkunç ve zehirli bir his büyüyordu. Cebimden fotoğrafları tekrar çıkardım. En alttaki solmuş siyah beyaz fotoğrafın arkasını çevirdiğimde, titrek bir el yazısıyla yazılmış mavi mürekkepli bir not gördüm: "Kızım... Canımdan kopardıkları parçam. 22.06.1998." Benim doğum tarihim. O an koridorun duvarları üzerime üzerime gelmeye başladı. Meryem Teyze devamı icin sonrki syfaya gecinz....