Yirmi yıl boyunca aynı evde yaşadık. Sekiz çocuk büyüttük. Birlikte kurduğumuz hayat; sabah telaşları, okul servisleri, mutfaktan gelen yemek kokuları ve akşam sofralarında paylaşılan yorgun gülüşlerle doluydu. Zordu ama gerçekti. Ben bunun sonsuza kadar süreceğini sanıyordum.
Ama bir Salı günü her şey değişti.
Kocam akşamüstü eve geldi. Elinde küçük bir çanta vardı. İlk başta bir iş seyahatine gidiyor sandım. Ama yüzündeki ifade farklıydı. Soğuktu. Sanki çoktan karar vermiş birinin ifadesi.
“Biriyle tanıştım,” dedi.
O anda sanki evin içindeki bütün sesler sustu. Çocukların odasından gelen gürültü, mutfakta kaynayan çorbanın sesi… hepsi bir anda uzaklaştı.
Sonra devam etti.
İlişkimizin artık yolunu tamamladığını söyledi. Artık eskisi gibi olmadığımı, kendime bakmayı bıraktığımı söyledi. Ve sonra o cümleyi kurdu.
“O benim için her zaman güzel görünmek istiyor.”
Kalbimde bir şey kırıldı.
Çünkü bahsettiği kişi sıradan biri değildi.
O, en yakın arkadaşımın kızıydı.
Bizim evimizde büyümüş bir kız. Çocuklarımın doğum günlerinde bizimle olan biri. Yıllarca “abla” diye bana sarılan biri.
Benden çok daha gençti. Elbette öyleydi. Onun hayatı yeni başlıyordu. Benimki ise sekiz çocukla, yılların yorgunluğuyla doluydu.
Kocam kapıya yöneldi. Sanki bir toplantıdan erken çıkıyormuş gibi sakindi.
Ve gitti.
İlk günler bulanık geçti. Sabahları çocukları okula hazırlamak, çamaşırları yıkamak, yemek yapmak… Bütün bunlar eskiden de vardı ama şimdi tek başımaydım.
Geceleri uyuyamıyordum.
En zor kısmı ise çocukların sorularıydı.
“Baba ne zaman gelecek?”
Her seferinde aynı cevabı veriyordum.
“Bilmiyorum.”
Bir ay böyle geçti.
Bir gece telefonum çaldı.
Saat 02.00.
Ekranda onun adı yazıyordu.
Kalbim hızlandı. Telefonu açmadım. Sesli mesaja yönlendirdim.
Bir dakika sonra bildirim geldi.
Telefonu elimde tutarken bir süre ekrana baktım. Dinlemek istemiyordum. Ama içimde tuhaf bir his vardı.
Sonunda oynat tuşuna bastım.
Sesi… farklıydı.
Bir ay önce kapıdan çıkan o kendinden emin adam gitmişti. Yerine korkmuş biri gelmişti.
Nefesi hızlıydı.
“Lütfen… annemi araman gerekiyor,” dedi.
Duraksadı.
“Şimdi. Hemen. Ona söyle… bunu bana yapmasın.”
Mesaj orada bitti.
Bir süre sessizce oturdum. Ne demek istediğini anlamaya çalışıyordum. Sonra aklıma bir şey geldi.
Onun annesi.
Yıllardır beni kendi kızı gibi görürdü. Kocam evden ayrıldığında onunla da konuşmamıştım. Ama belli ki o olanları öğrenmişti devamı icin sonrki syfaya gecinz...