Ben Deniz, 22 yaşındayım. Annemi neredeyse hiç hatırlamıyorum. Çünkü hatırlayacak bir şey yoktu. Doğduğum gün beni babama bırakıp gitmiş. Babamın anlattığına göre kapıda durmuş, yüzünde tek bir duygu bile yokmuş ve sadece şunu söylemiş: “Ben çocukla uğraşamam. Onu istemiyorum. Sen bakarsın.” Sonra arkasını dönüp yürümüş. Ne bir telefon… ne nafaka… ne bir mektup. Yirmi iki yıl boyunca hiçbir şey. Babam Mehmet beni tek başına büyüttü. İnşaatlarda çalıştı, gece vardiyalarına kaldı, bazen iki işte birden çalıştı. Ama hiçbir zaman bana bunu hissettirmedi. Dizim kanadığında ilk o koşardı. Okul projelerimde sabaha kadar benimle otururdu. Ateşim çıktığında başımda beklerdi. O benim babamdan çok daha fazlasıydı; o benim dünyamdı. Ben de büyüdükçe ona yük olmamak için elimden geleni yaptım. Derslerimde başarılı oldum, burs kazandım, küçük işler yaptım. Üniversitede bir fikir geliştirdim: genç girişimcileri mentorlarla ve küçük yatırımcılarla buluşturan bir platform.
İlk başta kimse ciddiye almadı ama zamanla insanlar ilgilenmeye başladı. Proje büyüdü. Bir gün bir televizyon programına davet edildim. O gün babamın gözlerinde gördüğüm gurur hayatımda gördüğüm en değerli şeydi. İçimde küçük bir merak da vardı: Acaba annem bir yerlerde bunu görmüş müydü? Ama bu düşünceyi hep hızlıca kafamdan atardım. Çünkü o bizim hayatımızda yoktu. Ta ki geçen Cumartesi gününe kadar. Babam beni verandaya çağırdı. Sesinde tuhaf bir gerginlik vardı. Kapıya çıktığımda onu gördüm. Yirmi iki yılın ardından ilk kez…
Annem kapımızın önünde duruyordu. Saçları biraz ağarmıştı ama yüzünü hemen tanıdım. Beni görünce gülümsedi. Sanki yıllardır kaybolmamış gibi rahat bir sesle, “Deniz… çok uzun zaman oldu,” dedi. Göğsüm sıkıştı ama tek kelime etmedim. Ona sarılmadım, bağırmadım da. Sadece baktım.
Elinde sarı bir zarf vardı. Bana uzattı. “Bu senin için,” dedi. “Bir sürpriz.” Zarfı açtım. İçinde bir DNA testi vardı. Kalbim hızla atmaya başladı. Annem babamı işaret etti ve soğuk bir sesle konuştu: “Bu adam senin biyolojik baban değil.” O an kulaklarım uğuldadı. Dünya sessizleşti. Babama baktım. Yüzü bembeyaz olmuştu. Annem konuşmaya devam etti: “Ben seni yıllar önce bırakmak zorunda kaldım. Ama gerçek şu ki sen aslında benimlesin. Artık hayatımıza baştan başlayabiliriz.” Sonra çantasından bir dosya çıkardı. İçinden bir belge aldı, kalemini tıklattı ve bana doğru uzattı devamı icin sonrki syfaya gecinz...