Kocam ve akrabaları, defalarca yapmamalarını rica etmeme rağmen bunun “komik bir şaka” olacağını düşündüler. Gölün üzerindeki buz kalın görünüyordu, güneş yüzeyi parlatıyordu ve herkes kahkahalar atıyordu. İçimde açıklayamadığım bir huzursuzluk vardı. “Yapmayın,” demiştim. “Gerçekten istemiyorum.” Ama sözlerim rüzgârda kaybolmuştu.
Bir anda arkamdan gelen sert bir itişle dengemi kaybettim. Ayaklarımın altındaki buz kaydı. Çatırdayan o sesi hâlâ kulaklarımda duyuyorum. İnce bir çizgi gibi başlayan kırık, saniyeler içinde örümcek ağı gibi yayıldı ve altımdaki zemin yok oldu.
Buzlu suya düştüm.
Soğuk bir bıçak gibi tüm vücuduma saplandı. Nefesim kesildi. Göğsüm daraldı, kalbim sanki yerinden fırlayacakmış gibi çarptı. Su, kıyafetlerimi ağırlaştırdı, beni aşağı çekti. Panik, düşüncelerimi paramparça etti. Yukarı neresi, aşağı neresi anlayamıyordum. Sonra içgüdüyle kollarımı çırptım, yüzeye doğru hamle yaptım ve başımı buzlu havaya çıkardım.
— Yardım edin! — Sesim çatladı. — Beni çıkarın!
Kıyıdan kahkahalar yükseldi. Telefon kameralarının bana çevrildiğini gördüm. Kocamın sesini duydum: “Abartma, çıkarsın!” Bir başkası, “Hadi ama, numara yapıyor,” dedi.
Ellerimi buz kenarına koydum. Parmaklarım anında uyuştu. Kendimi yukarı çekmeye çalıştım ama buz kırıldı ve tekrar suya gömüldüm. Çığlık atmak istedim, ağzıma su doldu. Ciğerlerim yanıyordu. Tekrar tutundum, tekrar kaydım. Her denememde buz parçalanıyor, altımdan ufalanıyordu.
— Lütfen… — Bu sefer sesim hırıltıya dönmüştü.
Gücüm tükeniyordu. Soğuk, düşüncelerimi yavaşlatıyordu. Ama içimde başka bir şey vardı — öfke. Beni iten elleri, kıyıda gülerek bakan yüzleri düşündüm. Bu bir şaka değildi. Bu, hayatımı riske atmaktı.
Dirseğimi daha kalın bir buz parçasına sabitledim. Kendimi yukarı çektim. Buz yine çatladı ama bu kez tamamen kırılmadı. Son bir hamleyle gövdemi yüzeye attım. Kıyafetlerimden su akıyordu. Buzun üzerinde sürünerek çatlaklardan uzaklaştım. Nefes nefese kalmıştım, dişlerim takırdıyordu.
Ayağa kalktığımda dizlerim titriyordu ama gözlerim berraktı. Onlara doğru yürüdüm. Kahkahaları yavaşladı. Yüzlerindeki ifade değişti. Kameralar hâlâ kayıttaydı.
“Bitti mi?” dedim, sesim sakin ama keskin çıkıyordu devamı icin sonrki syfaya gecinz...