Guzelsozler.com
  • Son Eklenen Sözler
  • Memleket Sözleri
  • Whatsapp
  • Genel
  • Foto Galeri
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası
  • Hakkımızda

Kategoriler

Haber Kategorileri

  • Dini Sözler
  • Foto Galeri
  • Genel
  • Memleket Sözleri
  • Son Eklenen Sözler
  • Spor Sözleri
  • Whatsapp

Galeri Kategorileri

  • Galeri kategorisi yok

O gece yatağa uzandığımda, gün çoktan bitmişti ama yorgunluk hala bedenimin içindeydi.

Yazar: admin • 02.01.2026 21:08

O gece yatağa uzandığımda, gün çoktan bitmişti ama yorgunluk hâlâ bedenimin içindeydi. Gün boyu taşıdığım sorumluluklar, zihnimi de bedenim kadar ağırlaştırmıştı. Eşimin yanına uzandım, lambaya sırtımı döndüm ve gözlerimi kapattım. Uyuyormuş gibi yaptım. Bazen, hâlâ beni eskisi gibi yanına çekmesini umduğumda yaptığım gibi.

Ama yapmadı.

Yanımda hâlâ uyanıktı. Telefonunun ışığı yüzüne vuruyordu. Odanın sessizliğinde sadece evin alışıldık sesleri vardı. Sonra bir şey değişti. Nefes alışverişi… farklıydı. Bastırılmış, titrek ve ağırdı. Bir şey taşıyan bir insanın nefesi gibiydi.

Kıpırdamadım.

Uyuduğumu sandığını hissettim. İşte o an, fısıldamaya başladı. Kendi kendine konuşur gibiydi ama her kelimesi bana çarpıyordu. Adımı söylediğinde, içimden bir şey koptu. O anda uyuyormuş gibi yapmaya devam etmenin, duyduklarıma katlanmaktan daha kolay olduğunu düşündüm.

Söyledikleri net değildi ama korkusu açıktı. Bir şey itiraf etmekten, beni kaybetmekten, bana zarar vermekten söz ediyordu. Ne olduğunu söylemiyordu. Sadece pişmanlık vardı sesinde. Ve suçluluk.

Yatakta, nefesimi kontrol ederek yattım. Kalbim göğsüme sığmıyordu. O odadan çıktığında bile yerimden kıpırdayamadım. Koridordan gelen fısıltıları, kendini suçlayan cümleleri duydum. Onu hiç böyle görmemiştim. Hayatımız boyunca yaşadığımız onca felakete rağmen, ilk kez bu kadar kırılmıştı.

O geceden sonra hiçbir şey eskisi gibi olmadı.

Sabahları normalmiş gibi davrandım. Kahvaltıyı hazırladım, çocukları okula uğurladım, onun kahvesini doldurdum. Ama o başka bir adamdı artık. Gülümsemesi boştu, bakışları kaçıyordu, elleri titriyordu. Evdeydi ama benimle değildi.

Günler geçtikçe içimdeki sorular büyüdü. Her sessizlik, her gecikmiş cevap, her gizlenen bakış beni biraz daha tüketti. Kafamda onlarca ihtimal dolaşıyordu ama hiçbirini sormaya cesaret edemiyordum. Çünkü bazı soruların cevabı, insanın hayatını ikiye böler.

Sonunda dayanamadım. Bir akşam, mutfakta bulaşıkları yıkarken, ona bakmadan sordum.

“Bir sorun mu var?”

Bir an durdu. O anlık sessizlik, haftalardır taşıdığı yükten daha ağırdı. Bana baktı. Gözlerinde panik vardı. Ve suç.

“Yok,” dedi. “Sadece iş.”

O an anladım. Bana yalan söylediğini. Belki ilk kez değildi ama ilk kez bu kadar çıplaktı.

Ertesi gün, işten beklenmedik bir saatte eve döndüm.

Ev sessizdi. Fazla sessiz.

Koridorda durduğumda, yatak odamızdan gelen alçak bir ses duydum. Telefonla konuşuyordu. Sesini kısmaya çalışıyordu ama cümleler netti.

“Artık saklayamam,” dedi. “Ona söylemem gerekiyor.”

Kalbim hızlandı ama bu kez kaçmadım. Kapının önünde durdum. Sonra kapıyı açtım.

Beni gördüğü an, sanki biri fişi çekmiş gibi sustu. Telefonu elinden kaydı.

Göz göze geldik.

“Kim?” dedim. “Kime söyleyecektin?”

Konuşamadı. O suskunluk, her itiraftan daha ağırdı.

“Ne kadar zamandır?” diye sordum.

Başını öne eğdi.

“Bir yıldır,” dedi.

Bir yıl.

Bir yıl boyunca aynı yatağı paylaşmıştık. Aynı masada yemek yemiştik. Aynı evde çocuk büyütmüştük.

“Kim?” dedim.

İsmi söylediğinde, beynim durdu. Tanıdığım biriydi devamı sonrki syfda...

← Önceki
1 / 2
Sonraki →

© 2026 Guzelsozler.com. Tüm hakları saklıdır.

Oluşturma: WordPress