EN YAKIN ARKADAŞIM ESKİ KOCAMLA EVLENDİ… Ve dün gece saat 03:00’te beni arayıp dünyası başına yıkılmış gibi çığlık attı!
Arda ile yedi yılımızı beraber geçirmiştik. Beş ve dört yaşlarında iki küçük kızımız vardı. Ama o, her şeyi mahvetti… İhanetler, sancılı bir boşanma süreci ve kendi çocuklarını bile yüzüstü bırakıp gitmesi… Hatırlamak bile istemediğim yollarla beni paramparça etti.
Peki ya Selin? Tüm bu cehennemin içinde Selin benim en yakın arkadaşımdı. Başımı yasladığım omuz, gece geç saatlerde dertleştiğim sırdaşım, yaşadığım her çirkin detayı en ince ayrıntısına kadar bilen tek kişiydi.
Bu yüzden, boşanmamızdan sadece bir buçuk yıl sonra onunla nişanlandığında… Midem bulandı.
Onunla kavga etmedim. Ayaklarına kapanıp yalvarmadım. Sadece sessizce hayatlarından çekildim. Çünkü en yakın arkadaşınız, sizin ailenizi darmadağın eden adamı seçtiğinde söylenecek hiçbir söz kalmamıştır.
Başlarda arkadaşlığımızı kurtarmaya, vicdanını rahatlatmaya çalıştı ama ben reddettim. O kapıyı bir daha açılmamak üzere kapattım. Düğünlerinden sonra kendi kendime, "Bu defter bitti, bu hikaye kapandı," dedim.
Ta ki dün geceye kadar.
Saat tam 03:00’te, telefonumun ışığı karanlıkta odamı aydınlattı. Ekranda o ismi gördüm: Selin.
Yarı uykulu, yarı öfkeli bir halde telefona baktım. Neredeyse çalmasına izin verip açmayacaktım ama içimdeki o tarif edilemez huzursuzluk beni cevaplamaya zorladı.
"Efendim?" dedim buz gibi bir sesle.
Telefondan gelen ses bir selamlama değildi. Bir çığlıktı... Saf, çiğ ve panik dolu bir haykırış. Sanki birinden kaçıyormuş, nefes nefese kalmış gibiydi.
"YARDIMINA İHTİYACIM VAR!" diye bağırdı hıçkırıklar içinde. "BU DURUM SENİ DÜŞÜNDÜĞÜNDEN ÇOK DAHA FAZLA İLGİLENDİRİYOR!"
O an tüm vücudumun buz kestiğini hissettim. Çünkü Selin beni asla aramazdı. Yaptıklarından sonra buna cesareti bile olamazdı.
Eğer gecenin bir yarısı beni arayıp böyle feryat ediyorsa… Başındaki her neyse, çok ama çok kötü bir şey olmalıydı.
"Arda..." diye fısıldayabildim sadece. Bu isim, gecenin bu saatinde, bu iki kadının arasında telaffuz edildiğinde havada asılı kalan zehirli bir duman gibiydi.
"Ne yaptı? Sana zarar mı verdi?" Sesimdeki buzlar erimiş, yerini istemsiz bir endişe almıştı. Ne kadar nefret etsem de, hattın diğer ucundaki sesin sahibi bir zamanlar benim diğer yarımdı.
"Gitti," dedi Selin. Sesi hıçkırıklarla boğuluyordu. "Her şeyi aldı ve gitti. Tıpkı sana yaptığı gibi... Ama bu sefer daha kötü. Çok daha kötü."
Beynimin içinde şimşekler çaktı. Arda'nın klasik senaryosu. Yedi yılımı çöpe atan, çocuklarımı babasız bırakan o tanıdık döngü. Ama Selin'in "seni ilgilendiriyor" demesinin altında başka bir şey yatmalıydı. Sadece Arda'nın onu terk etmesi beni neden bu kadar ilgilendirsin ki? Dürüst olmak gerekirse, içimdeki karanlık bir tarafın "oh olsun" dediğini inkar edemezdim. Karma, nihayet adresini bulmuştu.
"Selin," dedim sesimi sertleştirmeye çalışarak. "Beni bunun için mi aradın? Kocanın seni terk ettiğini söylemek için mi? Üzgünüm ama bu senin seçimin..."
"Hayır! Dinle beni!" diye bağırdı, panikle sözümü kesti. Nefes alışverişleri düzensizdi. Sanki bir dolabın içine saklanmış gibi boğuk geliyordu sesi. "Konu sadece beni terk etmesi değil. Evdeki kasayı boşaltmış. Pasaportunu, nakit paraları, mücevherleri... Hepsini. Ama giderken geride bir şey bırakmış. Yanlışlıkla düşürdüğüne eminim. Bir dosya."
Duraksadı. Yutkunma sesini duyabiliyordum devamı sonrki syfda...