Guzelsozler.com
  • Son Eklenen Sözler
  • Memleket Sözleri
  • Whatsapp
  • Genel
  • Foto Galeri
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası
  • Hakkımızda

Kategoriler

Haber Kategorileri

  • Dini Sözler
  • Foto Galeri
  • Genel
  • Memleket Sözleri
  • Son Eklenen Sözler
  • Spor Sözleri
  • Whatsapp

Galeri Kategorileri

  • Galeri kategorisi yok
Yaşlı çoban yavru bir köpeği yeniden hayata tutturdu

Yaşlı çoban yavru bir köpeği yeniden hayata tutturdu

Yazar: admin • 26.12.2025 19:05

Torosların eteklerinde, rüzgârın kekik kokusunu taşıdığı küçük bir Anadolu köyü vardı. Bu köy, haritalarda adı zor bulunan, ama toprağında bin yıllık hikâyeler saklı olan yerlerden biriydi. Taş evlerin bacasından duman eksik olmaz, sabah ezanı ile horoz sesleri birbirine karışırdı. İşte bu köyde, herkesin “Dede Ali” diye bildiği yaşlı bir çoban yaşardı.

Ali Dede yetmişini çoktan geçmişti. Omuzları yılların yüküyle çökmüş, elleri nasır bağlamıştı. Ama gözleri hâlâ canlıydı; bozkırın sertliğini görmüş ama merhametini yitirmemiş gözlerdi bunlar. Gençliğinde nice sürüler gütmüş, nice kışlar atlatmıştı. Eşi yıllar önce vefat etmiş, çocukları ise ekmek parası için şehirlere dağılmıştı. Ali Dede’nin dünyada en yakın dostları koyunlarıydı.

O sabah da her zamanki gibi erkenden kalktı. Bastonunu eline aldı, yün yeleğini giydi ve sürüsünü köyün dışındaki geniş meraya doğru götürdü. Hava serindi, gökyüzü açık ama rüzgâr sertti. Koyunlar ağır ağır ilerlerken, Ali Dede’nin kulağı bir sesle irkildi.

İnce, güçsüz, neredeyse duyulmayacak kadar zayıf bir inleme…

Önce rüzgâr sandı. Sonra bir koyunun melediğini düşündü. Ama ses tekrar geldi. Bu kez daha yakından. Ali Dede bastonuna yaslanıp etrafa bakındı. Koyunların biraz ilerisinde, çalıların arasında bir hareketlenme vardı.

“Hayırdır inşallah…” diye mırıldandı.

Yavaşça yaklaştı. Çalıları araladığında yüreği bir an duracak gibi oldu.

Orada, toprağın üzerinde titreyen yavru bir kangal köpeği vardı.

Tüyleri çamur içindeydi. Kaburgaları sayılıyordu. Gözleri iltihaplıydı ve zar zor nefes alıyordu. Küçük bedeniyle sanki hayata tutunmaya çalışıyor ama gücü yetmiyordu. Ali Dede dizlerinin üzerine çöktü.

“Vah garibim…” dedi, sesi titreyerek.

Etrafına baktı. Ne annesi vardı ne de başka bir köpek. Belli ki bu yavru terk edilmişti. Kangal gibi güçlü bir soyun bu hâle düşmesi Ali Dede’nin içini parçaladı. Kangal, Anadolu’nun gururuydu; sürünün bekçisi, kurtların korkulu rüyasıydı.

Ama bu yavru… şu an bir avuç candan ibaretti.

Ali Dede bastonunu yere bıraktı, titreyen elleriyle yavruyu kucağına aldı. Köpek hafifçe inledi, ama kaçacak gücü bile yoktu.

“Oğul…” dedi Ali Dede, “Seni burada bırakamam.”

O an bir karar verdi. Sürüyü köye geri götürdü, yavruyu yeleğinin içine sardı. Köylüler Ali Dede’yi bu hâlde görünce şaşırdı.

“Ali Dede, hayırdır bu ne?” diye sordu muhtar.

“Can,” dedi sadece. “Bir can buldum.”

Eve vardığında ilk iş sobayı yaktı. Yavruyu eski bir kilimin üzerine yatırdı. Köydeki veteriner haftada bir gelirdi ama o gün yoktu. Ali Dede elinden geleni yaptı. Ilık süt buldu, bir bezle gözlerini temizledi. Yavru önce sütü içmedi. Ali Dede sabırla bekledi.

Saatler sonra yavru birkaç damla süt içti.

Ali Dede o gece uyumadı. Sobanın başında oturdu, yavrunun nefesini dinledi. Her nefes alışında şükretti.

Günler geçti. Yavru hâlâ zayıftı ama yaşamaya başlamıştı. Ali Dede ona bir isim verdi: Boz.

“Boz oğlum,” dedi, “Bozkır gibi güçlü olacaksın.”

Köylüler başta bu duruma pek sıcak bakmadı.

“Ali Dede, o köpek hasta,” dediler.
“Boşa uğraşma.”
“Zaten yaşlı adamsın, kendine bak.”

Ama Ali Dede dinlemedi. Her sabah Boz’u besledi, yaralarını sardı. Veteriner geldiğinde ilaçlarını aldı. Boz gün geçtikçe toparlanmaya başladı. Tüyleri kabardı, gözleri parladı.

Aylar sonra Boz artık ayağa kalkabiliyor, Ali Dede’nin peşinden bahçeye çıkıyordu. Bir gün ilk kez havladı. Ali Dede’nin gözleri doldu.

“Maşallah sana…” dedi.

Boz büyüdükçe kangal olduğunu belli etmeye başladı. Göğsü genişledi, dişleri sağlamlaştı. Köydeki çocuklar ona hayran kaldı. Ama Boz en çok Ali Dede’ye bağlıydı. Nereye gitse peşindeydi.

Bir yıl geçti.

Boz artık koca bir kangaldı. Kurt gibi güçlüydü ama gözlerinde hâlâ yavruyken taşıdığı minnet vardı. Ali Dede sürüyü meraya götürdüğünde Boz da onunla geliyordu. Koyunları koruyor, en ufak seste kulak kesiliyordu.

Bir gece köyü büyük bir tehlike sardı.

Kurtlar sürüye dadanmıştı.

O gece ay yoktu. Gökyüzü kapkaranlıktı. Koyunlardan gelen panik sesleri Ali Dede’yi uyandırdı. Bastonunu aldı, dışarı fırladı. Tam o sırada Boz ileri atıldı.

Kurtlar üç taneydi.

Boz hiç tereddüt etmedi. Öne atıldı, dişlerini gösterdi. Gür bir havlama bozkırı inletti. Kurtlar bu beklenmedik direniş karşısında şaşırdı. Boz saldırdı, yaralandı ama geri çekilmedi.Devamı sonrki syfda..

← Önceki
1 / 2
Sonraki →

© 2026 Guzelsozler.com. Tüm hakları saklıdır.

Oluşturma: WordPress