Yorgun bir anne ve bebeği, bir uçak yolculuğu sırasında bir yabancının omzunda uyuyakaldılar. Anne uyandığında ise hayatı sonsuza dek değişmişti.
O an, Zeynep Yıldız bunun farkında değildi.
Uçak pistte yavaşlarken, kalbi hâlâ az önce yaşadığı panikten dolayı hızlı atıyordu. Elif’in kahkahaları kabinin uğultusuna karışıyor, kucağında olması gereken çocuğu birkaç koltuk ötede, az önce tanıştığı bir adamın kollarında gülüyordu. Bir annenin zihni için bu, saniyeler içinde binlerce düşüncenin çarpışması demekti.
Kemal elindeki kartviziti uzattı. Kart sade ve ağırdı. Üzerinde yalnızca bir isim, bir unvan ve bir telefon numarası yazıyordu. Ne logo vardı ne de abartılı bir tasarım.
“Bunu almanız yeterli,” dedi. “Uçaktan indikten sonra konuşmak daha doğru olur.”
Zeynep kartı aldı ama gözleri hâlâ Elif’teydi. “Kızımı neden bu kadar rahat tuttuğunu anlayamıyorum,” dedi, sesi istemeden sertleşerek. “Normalde kimseye gitmez.”
Kemal hafifçe gülümsedi. “Bazı çocuklar yorgunluğu tanır,” dedi. “Bazı yetişkinler de.”
Uçak tamamen durduğunda kabin hareketlendi. İnsanlar çantalarını aldı, aceleyle ayağa kalktı. Hosteslerden biri Kemal’e kısa bir bakış attı ve başıyla selam verdi. Zeynep bunu fark etti. Bu, sıradan bir yolcuya yapılan bir selam değildi.
Terminale geçtiklerinde yolları ayrıldı. Kemal kalabalığın içinde kaybolurken, Zeynep Elif’i kucağına aldı ve derin bir nefes verdi. O an tek düşündüğü şey eve gidip uyumaktı. Kartviziti çantasına attı. Büyük ihtimalle bir daha bakmayacaktı.
Ama hayat, bazen en kararlı olduğun anlarda bile başka bir yol çizer.
Ertesi gün Zeynep yine hastanedeydi. Aynı koridorlar, aynı floresan ışıkları, aynı bitmeyen nöbet listeleri. Elif’i annesine bırakmış, zihni dağınık bir halde çalışıyordu. Bir hastanın dosyasını kapattığında, çantasından düşen kartvizit yere kaydı.
Durdu. Eğildi. Kartı eline aldı.
O an, uçaktaki o sakin ses tekrar kulaklarında yankılandı:
“Sanırım hayatınızı tamamen değiştirebiliriz.”
Akşam vardiyası bittiğinde, Elif uyuduktan sonra mutfak masasının başına oturdu. Telefonu eline aldı. Numaranın başına geldiğinde tereddüt etti. Saçma olduğunu düşündü. Yorgunluğun ona oyun oynadığını düşündü.
Ama yine de aradı.
Telefon ikinci çalmada açıldı.devamı sonrki syfda..