Guzelsozler.com
  • Son Eklenen Sözler
  • Memleket Sözleri
  • Whatsapp
  • Genel
  • Foto Galeri
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası
  • Hakkımızda

Kategoriler

Haber Kategorileri

  • Dini Sözler
  • Foto Galeri
  • Genel
  • Memleket Sözleri
  • Son Eklenen Sözler
  • Spor Sözleri
  • Whatsapp

Galeri Kategorileri

  • Galeri kategorisi yok
Bir milyarderin malikanesini temizlemek için işe alınan yeni hizmetçiydim

Bir milyarderin malikanesini temizlemek için işe alınan yeni hizmetçiydim

Yazar: admin • 24.12.2025 15:14

Marmara Bölgesi’nde, sakin bir sahil kasabasında sessiz bir Pazartesi öğleden sonrasıydı. Sonbaharın o durgun günlerinden biriydi; altın sarısı yapraklar, donuk bir gökyüzünün altında çıplak dallara inatla tutunuyordu.

Ama Levent Arman’ın milyonlarca liralık, geniş malikânesinin içinde sessizlik diye bir şey yoktu.

Orası tam anlamıyla kaostu.

Üç aylık iki kız bebeğin keskin, durmak bilmeyen çığlıkları mermer koridorlarda yankılanıyordu. Bu sıradan bir ağlama değildi. Göğsün içini delip geçen, insanın iliklerine kadar işleyen, ham ve dayanılmaz bir acıydı.

Benim adım Elif Demir.
Yirmi beş yaşındayım.
Arman ailesinin evinde hizmetli olarak çalışmaya başlayalı henüz üç hafta olmuştu.

O evde görünmezdim. Kimsenin dokunmadığı tezgâhları silen, parmak izi kalmasın diye mobilyaları parlatan biriydim.
Ama o bebekler her ağladığında, kollarım sanki yeniden boşalmış gibi sızlıyordu.

Çünkü o çığlığı tanıyordum.

Bir yıl önce oğlumu, Can’ı, kaybettim.
Çok erken doğmuştu.
Çok kırılgandı.

Haftalarca kuvözünün yanında durup makinelerin bip seslerini dinledim. Hiç gelmeyen bir mucize için yalvardım.
O öldüğünde, içimdeki bir parça da onunla birlikte toprağa girdi.

Bu yüzden Levent Bey’in ikiz kızları Defne ve Aslı acı içinde çığlık attığında, bu benim için arka plan gürültüsü değildi.
Sanki yeniden paramparça oluyordum.

Levent Arman her şeye sahipti:
Uluslararası bir teknoloji şirketi, dergi kapakları, adeta bir sanat galerisi gibi döşenmiş bir ev…

Ama birkaç hafta içinde yorgunluğun yüzüne yılların izini kazıdığını gördüm.
Gözleri çökmüş, omuzları çaresiz bir korkunun altında eğilmişti.

Telefonu kulağına dayamış, sesi titreyerek koridorda bir aşağı bir yukarı yürüyordu.

“Margaret, bunu yapamıyorum,” dedi onu neredeyse büyüten baş yardımcısına.
“Onları hayal kırıklığına uğratıyorum. Acı çekiyorlar ve ben hiçbir şey yapamıyorum.”

Servis merdivenlerinde olduğum yerde kaldım.

Tekrar aradı.
Bu kez ünlü çocuk doktoru Dr. Selin Yalçın’ın numarasını tuşladı. O doktor, özel klinikleri ve astronomik ücretleriyle herkesin tanıdığı bir isimdi.

“Doktor, lütfen…” diye yalvardı Levent Bey.
“Ateşleri yine yükseldi. Çok yanıyorlar. Bir şey yapmanız gerekiyor.”

Cevabı duyamadım ama Levent Bey’in duvara yumruk atıp sıvayı çatlatmasını gördüm.

“Bekleyelim mi?” diye bağırdı.
“Çocuklarım acı çekiyor!”

Sonra yere çöktü, yüzünü ellerinin arasına aldı.

Sessiz kalmalıydım.
Ben sadece bir çalışandım.

Ama keder insanı ya cesur yapar…
Ya da pervasız.

Bir anda ayağa fırladı ve çocuk odasına koştu.
“Ne derse desin umurumda değil. Acile götürüyorum.”

İkizleri alıp çıktı. Kapı sertçe kapandı ve ardında ağır, boğucu bir sessizlik kaldı.devamı sonrki syfda..

← Önceki
1 / 2
Sonraki →

© 2026 Guzelsozler.com. Tüm hakları saklıdır.

Oluşturma: WordPress