
İçeride gördüğü şey adeta bir yıldırım çarpması gibiydi.
Salonda, piyanonun başında, o günkü kadın oturuyordu — sırılsıklam, titreyen, kucağında bebekle duran kadın. Şimdi tertemizdi; sade ama zarif bir elbise giymişti, saçları kurumuş, omuzlarına yumuşak dalgalar halinde düşüyordu. Bebeği dizlerinde sallıyor, tek eliyle ince bir melodi çalıyordu.
Ama yalnız değildi.
Etrafında üç kişi daha duruyordu. Gözlüklü yaşlı bir kadın, geniş omuzlu bir adam, elinde nota tomarları tutan genç bir kız. Hepsi aynı anda Nathan’a döndü — sanki onun gelişini sezmişler gibi.
Tiyatro sessizliği çöktü.
— Döndünüz, — dedi piyanodaki kadın sakin bir sesle. Sesi yumuşaktı ama tuhaf bir şekilde kendinden emindi.
Nathan, konuşabilmek için önce yutkunmak zorunda kaldı.
— Siz… siz kimsiniz? — diye ancak fısıldayabildi, şaşkınlık içinde.g'rsele ilerlyn devamı sonrki syfada..