
Düğünden önce burada orada ufak tefek işler yapıyordu. Ama birlikte yaşamaya başlayınca birden, sanki benim onu beslemekle yükümlü olduğuma karar verdi.
Ama en kötüsü kaynanamdı. Kaynanam, oğlunun onu tamamen geçindirmesi gerektiğine inanıyordu: hediyeler, kıyafetler, ilaçlar, tatiller, kaprisler — hepsi, onun kafasında "oğlunun hesabından" çıkacaktı.
Ve onun umurunda bile değildi ki "oğlunun hesabı" aslında benim param, benim maaşım ve bir gece daha uykusuz kalmış gözyaşlarım olsun.
Kocam düzenli olarak ona para veriyordu — benim kazandığım parayı — hediyeler alıyor, "ufak tefek şeyler için" para transferi yapıyordu. Ben sessiz kaldım, dayandım, aile demek uzlaşmak demek diye düşündüm, ilişkileri bozmamalı diye.
Ama son zamanlarda her türlü sınırı aştılar. Kaynanam neredeyse her gün bana mesaj atıp "ihtiyaç duyduğu" şeyleri söylüyordu: kozmetik, yeni bir bluz, kredi yardımı. Kocam ise sürekli "Annem iyi yaşamalı" diyordu. Peki ben? Onlar için yürüyen bir cüzdandım, hepsi bu.
O gün tek izin günümdu. Nihayet uyuyabilecektim. Gözlerimi yeni kapatmıştım ki yatak odasının kapısı uçarcasına açıldı. Kocam yorganı üzerimden çekti, eğildi ve sanki hizmetçisiymişim gibi bir tonda:
— Kartının PIN'ini söyle. Annem mağazada, kendine yeni bir telefon almak istiyor.
Yarı uykuda yatıyordum, ne olup bittiğini anlamaya çalışıyordum. Maaşımın bir gün önce yattığını ve tek kuruş harcamadığımı gayet iyi biliyordu. Ona döndüm ve sakin bir şekilde:
— Kendi parasıyla alsın, dedim.
İşte o zaman patladı. Bağırmaya başladı, cimri olduğumu, annesine saygı duymadığımı, "Annem en iyisini hak ediyor" diye. Bana hakaret etti, tehdit etti, PIN'i istedi. Ve o anda anladım: yeter. Artık sabır yok, saygı yok, bir şeyi kurtarmaya çalışma yok. Bir planım vardı — çok sessiz, çok basit ve onlar için çok acı verici.g'rsele ilerlyn devamı sonrki syfada..