
Oğlumun kafasında ve ensesinde kızarıklar gördüm; kabarmış şekilde duruyordu. İlk anda donakaldım. Yıllardır annesi olduğum çocuğumun böyle bir şeyle karşılaşacağını asla düşünmezdim. Sanki zaman bir anda ağırlaşmış, nefesim içimde sıkışıp kalmıştı. Gözlerim istemsizce o kızarıklıklara takılı kaldı; elim titreyerek dokunmaya bile çekindim.
Sabah evden çıkarken her şey ne kadar sıradandı oysa… Kahvaltı masasındaki küçük tartışmalar, okul çantasını aceleyle toplaması, yüzünde her zamanki o yaramaz gülümseme. Ama şimdi, aynı yüzün arkasında bir şeylerin yolunda gitmediğine dair güçlü bir his vardı.
“Canım acıyor mu?” diye sordum, sesimin titrediğini fark ederek. Oğlum hafifçe başını salladı. “Biraz… ama çok değil,” dedi. İçindeki cesareti, bana belli etmemeye çalıştığı korkusunu hemen hissettim. Anneliğin altıncı hissi asla yanılmazdı.
Hızla doktora götürdüm. Bekleme salonunda geçen dakikalar saatler gibi uzadı.g'rsele ilerlyn devamı sonrki syfada..