
Loş ışıklı odada, Grace'in gözleri fal taşı gibi açıldı, önündeki manzarayı kavramaya çalışıyordu. Ethan, başucu lambasının loş ışığında annesinin yatağının kenarında oturmuş, yıpranmış, deri ciltli bir günlükten yüksek sesle okuyordu. Bayan Turner, bir dizi yastığa yaslanmış, gözleri kapalı, yüzü dingin bir maske gibi dikkatle dinliyordu.
Günlük, Bay Turner'ın hayattayken kaleme aldığı mektuplar ve hikâyelerle doluydu. Ethan, babasının öldüğü yıl başlayan bir geleneği onurlandırmak için her gece bu hikâyeleri annesine okurdu. Bay Turner, aile maceralarının özünü, karısına olan sevgisini ve hayata dair düşüncelerini yakalayan hevesli bir yazardı. Bayan Turner için bu sözler, uykusuzluğun onu her gece acımasızca çaldığı sevgi ve arkadaşlık dolu bir geçmişe can simidiydi.
Ethan duraksadı ve annesinin elini nazikçe öptü. Grace'in duyduğu fısıltılar, babasının sesinin yankılarıydı ve Ethan'ın şefkatli okumalarıyla canlanmıştı. Günlük sadece bir hikâye koleksiyonu değildi; geçmişi bugüne bağlayan bir köprü, yas tutan bir dul için şifalı bir merhemdi.Devamı diger sayfda..