DOLAR
Alış:
Satış:
EURO
Alış:
Satış:
GBP
Alış:
Satış:
19 yaşında oldukça kilolu genç kız köyün ağasıyla evlendi ilk gecede.
19 yaşındaydım. Köyde herkes beni kilomla tanırdı. Adımı söylemek yerine “şişman kız” diyenler bile vardı. Çocukluğumdan beri insanların bakışlarına, fısıldaşmalarına ve arkamdan yapılan şakalara alışmıştım ama alışmak, acımadığı anlamına gelmiyordu.
Benim adım Gülşen’di.
Babam yıllar önce ölmüştü. Annemle birlikte köyün kenarındaki kerpiç evde yaşıyorduk. Annem geçimini komşuların tarlalarında çalışarak sağlıyor, ben de evde dikiş dikerek ona destek olmaya çalışıyordum. Çok dışarı çıkmazdım. Çünkü meydana indiğimde genç kızların beni süzdüğünü, bazı delikanlıların da birbirlerine dirsek atarak güldüğünü görürdüm.
Bir gün annem eve bembeyaz bir yüzle geldi.
Elindeki tülbendi masanın üzerine bıraktı.
“Gülşen,” dedi. “Seni istemeye gelecekler.”
Önce şaka yaptığını sandım.
“Kim beni isteyecek anne?”
Annem gözlerini kaçırdı.
“Köyün ağası… Ferit Ağa.”
Elimdeki iğne yere düştü.
Ferit Ağa kırk yaşındaydı. Köyün en büyük toprakları ona aitti. Yüzlerce dönüm tarlası, hayvanları, traktörleri, çalışanları vardı. Köyde onun haberi olmadan neredeyse hiçbir iş yapılmazdı.
Ama asıl şaşırdığım şey, böyle bir adamın neden beni istediğiydi.
Ferit Ağa daha önce hiç evlenmemişti. Köyün en güzel kızlarının aileleri yıllarca onun kapısını aşındırmıştı. Buna rağmen hiçbirini kabul etmemişti.
“Anne, benimle dalga geçme.”
“Dalga geçmiyorum kızım. Yarın akşam geliyorlar.”
O gece uyuyamadım.
Bir yanım korkuyordu. Diğer yanım ise hayatımda ilk kez birinin beni gerçekten seçmiş olabileceğine inanmak istiyordu.
Ertesi akşam Ferit Ağa ailesiyle birlikte geldi.
Uzun boylu, ciddi bakışlı bir adamdı. Herkes konuşurken o fazla söz söylemedi. Bir ara göz göze geldik. Ben hemen başımı eğdim.
Kahveler içildikten sonra Ferit Ağa beklenmedik bir şey yaptı.
“Gülşen’le yalnız konuşmak istiyorum.”
Köyümüzde böyle şeyler pek alışılmış değildi ama annem kabul etti.
Avluya çıktık.
Ferit Ağa karşıma geçti.
“Bu evlilik için seni zorlayan var mı?” diye sordu.
Başımı kaldırdım.
“Hayır.”
“Beni istemiyorsan şimdi söyle. Kimse sana bir şey diyemez.”
Bu sözleri ondan hiç beklemiyordum.
“Beni neden istediniz?” dedim.
Bir süre sustu.
“Çünkü seni yıllardır görüyorum.”
Şaşırdım.
“Beni mi?”
“Annen hastalandığında onun yerine tarlaya geldiğini gördüm. Komşunun yetim çocuklarına gizlice yemek götürdüğünü gördüm. Pazarda seninle dalga geçen kadına cevap vermeyip yaşlı annesinin torbalarını taşıdığını gördüm. İnsanların dış görünüşüne bakıp karar vermem.”
İlk kez biri benim kilomdan bahsetmeden beni anlatıyordu.
O gece evlenmeyi kabul ettim.
Düğün bir ay sonra yapıldı.
Köyde günlerce konuşuldu.
“Ferit Ağa daha güzelini bulamadı mı?”
“Kesin kızın ailesinin bilmediğimiz bir malı var.”
“Bunda başka iş var.”
Bunların hepsini duydum.
Ama düğün günü Ferit Ağa elimi tuttuğunda biraz olsun rahatladım.
Gece olduğunda ise korkum geri döndü.
Beni konağın üst katındaki büyük odaya götürdüler. Kadınlar şakalaşıyor, gülüyor, kulağıma utandırıcı nasihatler fısıldıyordu.
Sonunda kapı kapandı.
Odada yalnız kaldım.
Kalbim göğsümden çıkacak gibiydi.
Aynanın karşısında kendime baktım.
Gelinliğimi çıkarmaya bile cesaret edemiyordum.
“Ya beni görünce pişman olursa?”
Bu düşünce zihnime saplanmıştı.
Bir süre sonra kapı açıldı.
Ferit içeri girdi.
Ben yatağın kenarında donmuş gibi oturuyordum.
Kapıyı kapattı ama yanıma gelmedi.
Masanın üzerindeki sandalyeye oturdu.
“Gülşen.”
Sesim çıkmadı.
“Benden korkuyor musun?”
Başımı sallamadım ama gözlerim doldu.
Sonunda ağzımdan şu sözler döküldü:
“Beni görünce pişman olacaksınız diye korkuyorum.”
Ferit kaşlarını çattı.
“Neden?”
Ellerimi karnımın üzerinde birleştirdim.
“Çünkü herkes benimle dalga geçiyor. Ben… diğer kızlar gibi değilim.”
Ferit bir süre bana baktı.
Sonra ayağa kalktı.
Kalbim hızlandı.
Ama yanıma geldiğinde sadece yere çömelip göz hizama indi.
“Seninle evlenmeden önce nasıl göründüğünü bilmiyor muydum sanıyorsun?”
Ne diyeceğimi bilemedim.
“Ben seni saklayarak görmedim Gülşen. Olduğun gibi gördüm.”
Sonra cebinden küçük, eski bir bez kese çıkardı.
